HIZLI TEKLİF ALIN
 
 
 
 


İshan Sigorta Haber > BÜYÜK KENTLERDEKİ NÜFUS 1.4 MİLYAR ARTACAK

Swiss Re'nin yayınladığı yeni Sigma Raporu'na göre, 2030 yılına kadar dünyadaki kentli nüfusun 1.4 milyar kadar artacağı öngörülüyor. 

Beğen / Favorilere Ekle



Swiss Re'nin yayınladığı yeni Sigma Raporu'na göre, 2030 yılına kadar dünyadaki kentli nüfusun 1.4 milyar kadar artacağı öngörülüyor. Yükselen gelir seviyesi ve satın alma gücünün artması, oto sigortaları başta olmak üzere hayat dışı branşların gelişmesine katkı sağlayacak.

Dünyadaki kentleşme oranı giderek artıyor, gelişmekte olan ülkelerdeki şehirlerin hızlı bir şekilde büyümesi de bu durumu pekiştiriyor. Swiss Re'nin yayınladığı yeni Sigma Raporu da bu konuyu inceliyor. Raporda açıklanan verilere göre, 2011 ile 2030 yılları arasında dünyadaki toplam kentli sayısının 1.4 milyar ile 5 milyar arasında artması bekleniyor, bu artışın yüzde 90'ının ise gelişmekte olan ülkelerden geleceği öngörülüyor. Gelişmekte olan ülkelerdeki kentleşme oranı 2011'de yüzde 46.5 oranındaydı, bu oranın 2030 itibarıyla yüzde 56'ya ulaşması bekleniyor. Gelişmekte olan pazarlardaki kentli nüfusunun aynı periyot içinde 2.7 milyardan 3.9 milyara çıkması öngörülüyor, bu da her yıl toplam kentli nüfusunun ortalama 66 milyon artması anlamına geliyor.

Kentleşme 20'nci yüzyılı tanımlayan olgulardan biriydi, günümüzde de öyle kalmaya devam ediyor. 1950 ile 2010 yılları arasında dünyadaki kent nüfusu yaklaşık beş katına çıktı, bu da şehirlerde nüfusun her yıl ortalama 47 milyon arttığını gösteriyor. Artık dünya nüfusunun yarısından çoğu şehirlerde yaşıyor, en büyük ve en hızlı büyüyen kentler de gelişmekte olan ülkelerde görülüyor. 2011 yılında, dünyadaki 3.6 milyar kentlinin yüzde 73.5'i gelişmekte olan ülkelerde yaşıyordu. Gelişmekte olan ülkelerdeki toplam kentli nüfusunda Çin ve Hindistan'ın payıysa yüzde 30 oranındaydı.

ASYA VE AFRİKA'DA HIZLI KENTLEŞME

Gelişmekte olan pazarlardaki kentleşme oranı farklılık gösteriyor. Asya ve Afrika'da hızlı bir kentleşme görülürken, daha fazla kentleşmiş Latin Amerika ve Doğu Avrupa'da kentleşme hızı giderek düşüyor. 2011 ile 2030 yılları arasında dünyadaki kentli nüfusunun 1.4 milyar kadar artacağı öngörülüyor. Kentli nüfusun Çin'de 276 milyon, Hindistan'daysa 218 milyon artacağı düşünülüyor. Bu iki ülke, dünyadaki toplam kentli nüfusundaki artışın yüzde 37'sini sağlayacak. 2050 itibarıyla Çin, toplam 1 milyar şehir sakiniyle dünyadaki en yüksek kentli nüfusuna sahip olacak, Hindistan da 0.9 milyarla Çin'i izleyecek. Nijerya, Endonezya, Pakistan ve Brezilya'nın da dahil olduğu diğer gelişmekte olan pazarlarda da kentli nüfusunda ciddi artışlar görülecek.

Son zamanlarda kentleşmeyi tanımlayan olgulardan biri, sıradan şehirlerin en az 10 milyon sakini olan mega-kentlere dönüşmesi oldu. 2011 yılında dünya çapında toplam 23 mega-şehir varken, 2025 yılı itibarıyla bu sayının 37'ye yükseleceği düşünülüyor. Şehirlerin, kentsel ya da endüstriyel kümelere bağlanması da kentleşme açısından bir diğer gelişme. Bu kümelere örnek olarak Çin'deki Yangtze Nehri bölgesi sayılabilir. Etrafında 500 milyondan fazla vatandaşın yaşadığı bu nehir, sağladığı geniş ticaret ağı sayesinde ülkenin en gelişmiş bölgelerinden biri haline geldi. Küçük ve orta büyüklükteki şehirlerin de ilerleyen yıllarda hızla büyümesi bekleniyor.

Kentleşme, diğer birçok yeniliğin yanı sıra, hem yüksek nüfus yoğunluğunun hem de ekonomik değerlerin paylaşılmasının dahil olduğu yeni bir risk haritasını ve temel sosyoekonomik değişimleri de beraberinde getiriyor. Son zamanlarda, hava ve su kirliliği gibi ekolojik sorunlar ve şehirlerin daha yeşil olması gerektiği de daha fazla gündeme gelmeye başladı. Ayrıca, gelişmekte olan ülkelerde yaşayan göçmenlerin temel ihtiyaçlarının sağlanmasının ve sosyal açıdan da rahat etmelerinin önemi de artık daha fazla kesim tarafından kabul ediliyor.

43 TRİLYON DOLARLIK YATIRIMLA DÜZGÜN KENTLEŞME MÜMKÜN

Kentleşmenin, gelişmekte olan pazarların büyümesini tetiklemeye devam edeceği öngörülüyor ve bu durum sigortacılar için de birçok fırsat yaratıyor. Yükselen gelir seviyesi ve mal sahiplerinin sayıca artması, oto sigortaları başta olmak üzere hayat dışı branşının gelişmesinde önemli rol oynuyor. Gelişen toplu taşımacılık ve lojistik sektörü sayesinde ticaret filolarının da büyümesi bekleniyor. Aynı zamanda, şehirlerdeki sürekli artan nüfusu ikame ettirebilmek için büyük altyapı yatırımlarına da ihtiyaç doğuyor. 2013 ile 2030 yılları arasında düzgün bir kentleşmenin sağlanabilmesi için 43 trilyon dolarlık yatırım yapılması gerekeceği tahmin ediliyor. İnşaat aşaması ve sonrasında sigortacıları büyük fırsatlar bekliyor.

Gelişmekte olan pazarlarda, kentleşmeyle beraber kaçınılmaz olarak sanayileşme de geliyor, bu durum da üretim tesislerinin sigortalanması için giderek artan bir ihtiyaç yaratıyor. Artan okuryazarlık oranı ve tüketici derneklerinin güçlenmesiyle beraber, yanlış ya da hasarlı ürünlere karşı açılan davalar da giderek sıklaşacak. Yasalarla da desteklenirse, bu durum sorumluluk sigortalarına duyulan ihtiyacın giderek artmasını sağlayacak.


ARTAN FİNANSAL OKURYAZARLIK HAYAT BRANŞINI DA BÜYÜTECEK

Yüksek nüfus yoğunluğu, hızlı bir tempoda ilerleyen gündelik hayat, değişkenlik ve daha iyi eğitim imkanlarıyla modern şehirler diğerlerinden ayrılıyor. Artan finansal okuryazarlık oranı, daha karmaşık hayat sigortası ürünlerinin satışını kolaylaştırabilir. Sağlık sigortasının da önem kazanması bekleniyor; özellikle nüfusun yaşlanan kısmının emeklilik dönemlerinde gençlerden aldığı destek azaldıkça bu branşın da gelişeceği düşünülüyor. Çalışan kadınların sayısındaki artış ve resmi olarak kayıtlı çalışanların çoğalması gibi diğer trendler de, risklerden korunmak için yeni yöntemlere gösterilen talebin artmasını sağlayacak.

Sağlık hizmetlerinin finansmanı ve büyük bir doğal afetten sonra yeniden yapılanma gibi zorlukların üstesinden gelmek için ulusal ve yerel otoriteler, reasürör ve sigortacılarla birlikte çalışmalı. Hatta risklerin özel sektöre transferi, kentsel risk yönetiminin bir parçası olmalı. Ancak büyük şehirler sağlık risklerine karşı daha savunmasız ve büyük bir doğal afet sonucunda çok ciddi zarar görmeye daha yatkın. Şehirlerdeki çeşitlilik dolayısıyla sigortacıların tek tip ürünlerden vazgeçerek inovasyon yapmaları ve isteğe göre özelleştirilmiş çözümler sunmaları gerekiyor. Bunun yanı sıra, şehirlerdeki modern tüketicinin ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına, ürünlerini satmak için farklı ve yeni kanalları kullanmaları da şart.


KENTLEŞMENİN SİGORTACILIK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Ekonomik:

• Daha yüksek gelir oranı ve artan ekonomik varlıklar sigortaya, özellikle de oto sigortaları, konut sigortaları ve birikimli hayat ürünlerine olan talebi artırıyor.
• Sanayileşme, ticaret, iş ve yatırım yoğunluğunun artması ticari sigortaların gelişmesinin önünü açıyor.
• Resmi işverenlerin sayısı arttıkça, işveren sorumluluk sigortaları da yükselişe geçiyor.
 
Sosyal:

• Nesiller arası desteğin azalması ve insan ömrünün uzaması nüfusun yaşlı kesimi için güçlükler yaratıyor, bu durum da sağlık sigortası ve bireysel emeklilik alanında fırsatlar yaratıyor.
• Tüketici haklarının daha ön planda olması da sorumluluk ve ferdi kaza branşlarını etkiliyor.
• Şehirdeki yaşam tarzı diyabet, kalp rahatsızlıkları ve kanser gibi birtakım hastalıkların görülme oranını artırıyor, bu durumun da sigorta ürünlerine yansıtılması gerekiyor.
• Artan finansal okuryazarlık oranı, bireylerin hayat sigortası gibi nispeten daha komplike ürünlere yönelmesini sağlıyor. Fakat bir yandan da, büyük şehirlerdeki hizmet sektörü daha gelişmiş olduğu için sigortacılar daha fazla rekabetle karşılaşıyor.
• Gelişen teknolojiyle birlikte siber risklere ve kişisel data riskine teminat veren sigorta ürünleri büyük şehirlerde talep yaratıyor.
 
Altyapısal:

• Altyapı projelerinin inşaat aşamaları, ticari sigortalar için birçok fırsat doğuruyor.
• İnşaat sonrası sigorta talebi de güçlü olabilir, ancak bu durum biraz da devletlerin tavrına göre değişkenlik gösteriyor.
 
Çevresel:

• Çevresel konulara duyarlılığın artması ve akıllı şehirler inşa etmek için bilişim teknolojilerinden daha sık faydalanılması sonucunda hibrit otomobillere daha düşük primler sunmak gibi özellikleri olan yeşil sigortalar gelişim gösteriyor.
• Birçok mega-şehir doğal afet riskine açık konumlarda yer alıyor. Bu şehirlerdeki nüfus ve ekonomik varlıkların yoğunluğu, olası bir felaket durumunda çok büyük hasar olacağını gösteriyor. Sigorta sadece bireysel düzeyde değil, aynı zamanda şehirler için risk yönetimi stratejilerinin bir parçası olarak ele alınabilir.
• Artan kentsel risk yönetimi bilinci ve kamu ile özel sektör arasındaki işbirlikleri de sigortacılar için yeni olasılıklar oluşturuyor.

Swiss Re’nin yayınladığı yeni Sigma Raporu haberi için

SİGORTA TEKLİFİNİZ
 
   
 
 
Paylaş
PinIT